Levent Yılmaz’ın daha önce çeşitli dergiler için yapmış olduğu bu söyleşiler, sanat ve edebiyatın yanısıra tarihten arkeolojiye kadar uzanan geniş bir düşünce alanını kapsıyor. Bu metinlerdeki ortak payda biraz da söyleşiyi yapanların düşünsel ilgileriyle biçimlendi. Levent Yılmaz ile iki söyleşiye katılan Claudia Mattalucci, söyleşi yaptıkları kişilerle kurdukları diyalogu kendi düşünce uzamlarıyla da bağlantılandırarak, konuları “alışılmış söylem”in dışına çıkarıyor ve daha farklı bir bilgilendirmeyi de içine alan değişik bir ilişkinin oluşmasını sağlıyorlar.

Düşünen Söyleşiler bir yandan; bir kısmını çözülmesi kolay olmayan metinlerinden tanıdığımız, satırları arasında dolaşırken zorlandığımız kimi düşün adamlarının, yazdıklarının büyüsüne kapıldığımız antropologların, kültür tarihçilerinin, edebiyatçı ve ressamların dünyasına girerken atacağımız adımlara rahatlık sağlarken, diğer yandan bu kişilerin bugüne kadar tanımadığımız özelliklerini de öne çıkarıyor.

Yılmaz’ın kendi düşünsel ilgisini de katarak biçimlendirdiği söyleşi yöntemi, günümüzde giderek “fikriyatı” azalmaya başlayan ve günlük basında tektip ve klişe haline gelen örneklerin arasında öne çıkıyor.

_