Türk ve Yunan halklarının toplumsal belleklerinde farklı yorumlarla yeralmış mübadele için “tarafsız” bir tarihyazımını gerçekleştirmenin çok zor olduğunu söyleyen Renée Hirschon, görünüşe göre “daha tarafsız” bir görüş sunma çabasının bile taraflardan birince “haksız” bulunmaya mahkum olduğunu ve sonuçta herkesin kabul edeceği bir “ortak tarih anlatısı”nın zor olacağını ifade etmektedir.

Ege’yi Geçerken gerek konferansın düzenlenmesinde gerekse kitabın yayınlanma sürecinde izlenen yöntem açısından tüm bu hususları dikkate alan ve tarihi “iki yanlı” olarak sunma yönündeki ilk adım olmakla birlikte, yeni kuşakları yıllar önce halkların maruz kaldığı zorunlu göçten haberli kılması ve toplumsal belleğin daha sağlam verilerle gelişmesi için gerçekleştirilen önemli bir çalışma olarak değerlendirilmelidir.

_