Holly Shissler bu çalışmasında, geçen yüzyılın en önemli düşünce insanlarımızdan Ahmet Ağaoğlu’nun düşünce dünyasını, Ağaoğlu’nun kendi tanımladığı ve bir Batılı için çelişkili gibi görünen farklı özelliklerinden yola çıkarak yorumluyor.

İlk dönemlerinde bir İranlı gibi düşünen daha sonra Türk kimliğini savunarak eserler veren Ağaoğlu’nu; 1905 Rus Devrimi, 1908 İkinci Meşrutiyet’i, 1917 Sovyet Devrimi, I. Dünya Savaşı ve Millî Mücadele ile birlikte yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu yaşamış, bu tarihsel olaylara ilişkin çözümlemelerini yazıya dökmüş, en az beş dile tamamiyle hâkim, “birden fazla üniversite diplomasına sahip”, üniversitelerde dilden edebiyata, milliyetçilikten hukuk tarihine kadar değişik konularda ders veren bir aydın olarak tanımlayan Shissler’in kitabı, Ağaoğlu’nun iki imparatorluk arasında (Rus Çarlığı ile Osmanlı İmparatorluğu) seyreden düşünce serüvenini  çok farklı açılardan açıklayarak ilginç açıklamalar getiriyor.

Shissler, “kimlik” gibi binbir parçanın zorlukla biraraya geldiği, bunun da oldukça akışkan bir zemin üzerinde seyrettiği 20. yüzyılın başında yaşamış Ağaoğlu’nun bu sorunu, Türk kimliği ile çözme yollarını aramasını doğal bir gelişme olarak değerlendirmektedir. Ancak, bundan da öte yazarın Ahmet Ağaoğlu’nu “cemaati esas alan, liberal bir sivil toplumun biçimlenmesi ve bunun için de bu insanları birarada tutacak bir zihniyet dünyasının yaratılması” için eserler veren bir aydın olarak tanımlaması, Ağaoğlu’nun Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlarla olan çelişkisini de açıklığa kavuşturmaktadır.

Çok ilginç bir çalışma. Ahmet Ağaoğlu’nun yaşam öyküsünü Rus ve Osmanlı imparatorluklarının son dönemlerine oturtuyor. Shissler, özellikle Ağaoğlu’nun Kafkaslar, St.Petersburg ve Paris’te etkilendiği düşünce akımlarının izlerini başarıyla sürüyor.

_